ŞADAN KARADENİZ

Şadan Karadeniz 1931'de Trabzon'da doğdu. DTCF'nin İngiliz Dili ve edebiyatı Bölümü'nü bitirdikten sonra BBC Türkçe Yayınlar bölümü ve TRT'de program uzmanlığı, Türk Tarih Kurumu'nda uzman çevirmenlik yaptı. Adını, Umberto Rco'dan yaptığı Gülün Adı ve Foucault Sarkacı romanlarının başarılı çevirileriyle duyurdu. Çeviri etkinliklerinin yanı sıra özgün yapıtlara yönelerek 1998' de Uçan Kaçan Sözcüklerin Ardında-Bir Çevirmenin Güncesi adlı kitabı, 1999'd Gelgitler adlı "novella"sını yayımlayan Şadan Karadeniz , Ölümsüz Adagio'lar1da, yılların birikimini "deneme"ye taşıyan bir yazar kimliğiyle çıkıyor okurlar karşısına.


Uçan Kaçan Sözcüklerin Ardında, Ümit Yayıncılık,Ankara,1998
       
       14 Aralık 1994, Ankara - "...İnsanların ölümü, hayvanların ölümü, doğanın ölümü, giderek evrenin termik ölümü. Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz, zaman geri getirilemez, durdurulamaz da,bir ırmak gibi akıp gider, tüm canlılar bu akıp giden zaman içinde bir gelişim, giderek bir bozulma, yozlaşma, bir yok oluş, sürecinden geçer; kaçınılmaz, değiştirilemez,ondurulmaz bir yok oluş sürecinden. Zamanı, ölüme göre tanımlarsak, onun insanlar için bir yaşam süreci olduğunu bile söyleyebiliriz. Dünyaya adım attığımız andan başlayan, canın tenden çıktığı ana kadar süren bir ölüm süreci.
                              Anasayfa
            
                         Kitaplar
     
                Çeviriler
        
Dergi Yazıları
Gelgitler, 1.bas.Ankara
       
       Gözlerini kitaptan ayırıp karyolasının tam karşısına gelen kapıya daldırdı. Yarı aralıktı kapı, koyu karanlıkta dikdörtgenliği bozulmuş biçimi parlıyordu beyaz beyaz. Birdenbire nasıl nereden çıktıklarını anlayamadığı dizeler uçuşmaya başladı zihninin uyanıklığı üstünde. Öylesine hızla üşüşmüşlerdi ki belleğinin kapısına, birbirlerini ite kaka yalnızca bilinç düzeyine çıkmakla kalmamışlar, bilincini de aşarak taşmışlar, odanın içine doluşmuşlardı parçalanmış dizeler, dizelerden fırlamış birkaç sözcük, değişik dillerde birbirlerini bütünleyen şiirler, birbirlerini çağıran, birbirleriyle söyleşen şiirler. Bir, ognuno sta solo, hadi günü kurtardık diyelim ya ansızın yalnızsak dizesini buluyor çabucak; We wake and whisper a while/and the day gone by'la elele tutuşup dönmeye başlıyorlar; ya da dizelerinden fırlamış, akşamüstleri, bu, hoyrattır sözcükleri bir araya gelip daima sözcüğünü arıyorlar, buluyorlar da:hoyrattır bu akşamüstleri daima.
Ölümsüz Adagio'lar, Yapı Kredi Yayınları,2001
       
       Zaman içinde gelişip çeşitlenen, değişik işlevler edinen maskelerin alabildiğine geniş bir yelpazesi var: ölü gömme, bereketlilik sağlama gibi dinsel ya da toplumsal törenlerde kullanılan tören maskelerinden eğlencelerde ya da gösteri sanatlarında kullanılan maskelere, maskeli balolarda, tiyatroda kullanılan maskelere,balolarda, gaz maskelerinden mikroplardan korunmak için yüze takılan sterilize maskelere, ameliyat sırasında cerrahların taktıkları maskelerden kar maskelerine,hırsızların yüzlerine taktıkları maskelere, bir katilin bir casusun,bir gizli örgüt üyesinin,bir teröristin tanınmamaları için ameliyatla değiştirilen yüzlerine dek. Bu arada, palyaçoyu da unutmamak gerekir: acılı bir yüreği gizleyen gülünç bir maskedir palyaçonunki.
Fındık Faresiyle Bilgisayar Faresi,Bilgisayar Öyküleri,Yapı Kredi Yayınları,2004
       
       Yazmak istediği öykü patlamayacaktı; öyle görünüyordu. Bunun başlıca nedeni de, aceliciliğiydi. Yeterince beklememişti zihninde biçimlenmesini. (...) Dosyayı kapattı. Sonra zihnini yazılmamış,yazılamamış öyküden kurtarabilmek için konu değiştirmeye karar verdi. Başka bir dosya açmak istedi. İlkin bulamadı aradığı dosyayı."Bul" komutunu verdi sonra. Ulaşmak istediği dosyanın simgesi, alt alta iki kez belirdi beyazcamda. Simgelerin karşısında şu sözcükler yazılıydı; şu komut sözcükleri: "uy,ya da öl".
       Kendisine yönelik bir ileti gibi algıladı bunu: Ama burada ölmesi gereken kimdi? Bir türlü yazılmak bilmeyen öykü mü, öykünün suyuna gitmeyen, gereklerine uymayan, uyamayan kendisi mi, karar veremedi önce. Öyle de böyle de, aynı kapıya çıkar diye düşündü sonra. Bir öykünün ölümü, biraz da yazarının ölümü değil midir?
Oyuncular ve Seyirciler, Yapı Kredi Yayınları, 2006
       
       Oyuncularla seyircileri birbirinden ayıran temel özellik; oyuncuların etkin, seyircilerinse edilgin olmaları, daha çok, öyle olduklarının düşünülmesidir. Ama gerçekten öyle midir? Oyuncular etkin, seyirciler edilgin midir? Sinemada olsun, tiyatroda olsun, oyuncular bir kurmaca yapıtın içinde yer alan kişileri canlandıran, bir rol oynayan kişiler, sanatçılardır. Rolsüz oyuncu düşünelemez kuşkusuz. (...) Seyirci, adı üstünde, bu etkinliği seyreden, izleyen kişidir. Ama ne tür bir izlemektir bu? Seyircinin de, tıpkı oyuncu gibi, bir rol'ü yok mudur? Sahnede olup bitenlere, bir akarsuyun kıyısında oturmuş, önünden akıp giden yaşama bakar gibi mi bakar yalnızca? (...) Seyirci, yerine göre meraklı, yerine göre ilgili, yerine göre duyguludur oyun ya da film boyunca, kurmaca bir dünyanın, kurmaca kişilerin karşısında olduğunu bile bile, zaman zaman kendisini perdeden ya da sahneden ayıran uzaklığı aşar, kendini oyun kişilerinin arasında bulur, ucundan kıyısından onların dünyasına girer; giderek kendini onlarla özdeşleştirir; hatta oyuncu bile sanabilir kendini. Seyirciyken oyuncu olur böylece.
Bir Dönem Bir Yaşam,Raif KARADENİZ'İN Yaşamı,Kıyı Yayınları,2013
   
   Karadeniz bölgesinde, farklı yöreler, hatta birbirine çok yakın yerleşim yerleri arasında bile ağız farkları vardır. Babamın dostu, hemşerisi, milletvekilliği yapmış, dile, kökenbilime meraklı Ömer Hocaoğlu şöyle açıklamıştı, birbirine böylesine yakın olan Vakfıkebir'le Beşikdüzü'nde konuşulan Türkçenin neden bu denli farklı olduğunu, Vakfıkebir Türkçesinde yığınla Rumca ya da Rumca kökenli sözcük varken, dahası Trabzon'un Tonya ilçesinin bazı köylerinde bir zamanlar yalnızca Rumca konuşulurken, Beşikdüzü'nde neden neredeyse hiç Rumca sözcüğe rastlanmadığını: "Beşikdüzü halkı Çepni kökenlidir; Çepniler bir Türk boyudur, katıksız Türkçe konuşurlar. Vakfıkebir'de ise Pontus Rumcasının belirgin bir etkisi vardır."

Şadan KARADENİZ    iletişim e-mail: shadan@ada.net.tr